golyazi
   Gölyazi
- Hakkinda
- Kabileleri
- Cografyasi
- Tarihcesi
- Belediye
- Arastirma
- Kasabamiz
   Extras
- Bedava E-mail
- Image Box
- Slayt
- E-Kart
- Newsletter
   Resimler
- Galeri 1
- Galeri 2
- Galeri 3
- Galeri 4
- Galeri 5
- Galeri 6
- Reklamlar
- TARIHI ESERLER
- Eski Resimleri
- Sünnet Resimleri
- Benim hakkimda
   Destanlar
- Qamise Kul
- Hawar Komo
   Müzik
- Osman Yilmaz
- Xalikanli Ahmet
- Nurettin cicek
- Ezan
- Graz radio
- Mp3
- Müzik Listesi
   Söylesi
- Umuda
- Kültur
- Yesilöz
- Cihanbeyli
- Kisisel Yorum
- Tuzgölünün
- Risik
- Cengiz
   Haberler
- Köyden
   Köselerimiz
- Admin
- Risik
- Uzaklar
   Ziyaretci sayisi
    
   
   Radyo listesi
Osman Aksoy

O. Aksoy, E. Kayılıbal, B. Danışman


Göçebe bir aşiret olan Xalikanlılar 1691 – 1692 tarihli Osmanlı imparatorluğunun iskan politikasının bir gereği olarak Orta Anadolu’ya yerleştirildiği sanılmaktadır.

Osmanlı, büyük bunalımlar geçiren ekonomik yapıyı canlandırmak ve savaşlarda asker ihtiyacını karşılamak üzere bu göçebe aşiretleri denetim altında tutmak istiyordu. Bu nedenle 1692’de iskan politikasını hayata geçirdi.

İskan kararıyla göçebe aşiretlerin büyük bir çoğunluğu başta Konya olmak üzere Ankara, Kırşehir, Aksaray dolaylarına yerleştirildiler.

Özgürlükleri, yaşam olanakları ortadan kalkan Xalikanlılar yıllar boyunca yaşayıp bütünleştikleri, yek vücut oldukları tüm bir doğayı, coğrafyayı ve sahip oldukları her şeyi ardlarında bırakarak ve beraberinde, yüreklerinde nice acıyı, trajediyi ve sevinci taşıyarak dağları, ovaları ve tepeleri aşıp başka topraklarda yeni bir yaşam kurma ümidiyle yollara düştüler. Xalikanlıların Kürdistan’ın hangi bölgesinden geldikleri kesin olarak bilinmemektedir. Ayrıca o dönemde Kürtlerde yazılı geleneğin çok yaygın olmaması göçün toplumsal ve siyasal sebeplerini ve nereden göç ettiklerini anlatan bir yazılı belge ve kayıt mevcut değildir. Sözlü kaynaklardan edinilen bilgilere göre Xalikanlıların Adıyaman ve civarında ki bölgelerden geldiği düşünülmektedir.

1840 – 1850’li yıllarda Xalikanlılar ilk önce şu an ki Konya’nın Kulu ilçesine bağlı Karacadağ kasabası ve çevresine yerleşmişler. Aşiretin kalabalıklığı ve mevcut otlakların yeterli düzeyde olmaması aşireti daha iyi otlaklar ve yaşam alanları bulmaya zorlar. Günlerden bir gün aşiret mensuplarından birinin atı kayıp olur.

Aşiret üyesi atını şu an Gölyazı’nın üzerinde kurulmuş olduğu bölgede bulur.

Burada otlakların, sazlıkların bolluğundan ve büyüklüğünden atının görünmediği hala anlatılır. Hayvancılık için oldukça elverişli olan bu bölgeye Karacadağda bulunan Xalikanlıların bir kısmı Karacadağı terk ederek yerleşirler ve bir kısmı da Karacadağda kalır. Aşiretin parçalanmasını önlemek, birlik ve bütünlüğünü korumak amacıyla aşiret reisi ( kim olduğu tam olarak bilinmemektedir. Fakat ‘Yusufe Melle’ olduğu sanılmaktadır) bir tepenin üzerine çıkarak ‘Hawar komo’ diyerek Kürtlerin kendi tarihlerinde çok nadir olarak gerçekleştirdikleri birlikteliği bir nevi sağlamak istemiştir.

Xalikan da ‘hawar komo’ adını verdikleri duygulu bir kaval ezgisi de vardır.

Kürdistan’ın dağlarından, ovalarından ve köylerinden koparılıp buraya gelen Xalikanlılar bir nevi yaşam olanağı bulurlar ve zamanla kalıcı olarak yerleşirler.

Bunu izleyen yıllarda Aşiretin Karacadağda kalan kısmıyla ilişkiler kesilmez ve ziyaretler sık sık yapılır. Sonraki yıllarda ilişkiler zayıflar ve günümüzde bağlar tamamıyla ortadan kalkmıştır.

Osmanlı imparatorluğunun yıkılış dönemlerinde yörede Hasan Feyziye adında bir medrese kurulur. Bu medrese köyün ağalarından Muxtare Hese tarafından kendi oğlunun okuması için yaptırılır. Ama maalesef oğlu okumaz. Bu medresenin en önemli özelliği yörenin tek medresesi olması ve buradan mezun olanların askere gitmemesiydi. Yörede bulunan yerleşim birimlerinden de gelen ve sadece erkeklerin öğrenim gördüğü bu medresede ağırlıklı olarak dini derslerin yanısıra pozitif bilimlerde yapılıyordu.

Tam anlamıyla yerleşik hayata geçen Xalikanlılar geçimlerini hayvancılık ve tuz ticareti yaparak sağlıyorlardı. Deve kervanlarıyla İstanbul, İzmir gibi batı illerinin yanısıra komşu illerede tuz ticareti yapıyorlardı. Dönüşte beraberlerinde nohut, üzüm, şeker ve tütün gibi yiyecek ve içecekleri getiriyorlardı.

Gölyazıda tarihi zenginlikler

Tarih boyunca değişik dönemlere ait pek çok uygarlığın yaşadığı Anadolu bu uygarlıkların özelliklerini taşıyan kültür değerlerinin yanısıra, arkeolojik zenginlikleri ile başka hiç bir ülkeyle kıyazlanamayacak kadar emsalsiz bir hazine niteliğindedir.

Gölyazı kasabasının ortasında bulunan Höyükte akademik bir çalışma yapılması durumunda bu tür zenginliklerin açığa çıkması tartışma götürmez bir gerçektir.

Gölyazılılar buraya gelmeden önce buranın esas sahipleri Rum halkıydı. Büyük bir çoğunluğu dönemin siyasal yönetimi tarafından göç ettirildiler. Ayrıca bölgede toplu bir mezardan bahsediliyor. Buda yörede yaşayan Rumların bir katliama uğradıklarının bir işareti, kanıtıdır.

Xalikan aşireti buraya yerleştiklerinde Rumların bir kısmı hala burada yaşıyordu. Fakat daha sonra onlarında göç ettikleri söyleniyor. Xalikanın eski kayıtlarda ki ismi ‘Dondurma’ olarak geçmektedir. Bu ismin verilmesinin nedeni bölgede yaşayan Rumların topraklarını sulamak için yapmış oldukları su bentleridir. (Resim 1 – Rumlar tarafından yapılan bir su bendi)

Rumlara ait olan kilise ve tapınağın temelleride Gölyazı’da bılunmaktadır. Kilise ve tapınağa ait süslü, figürlü taşlar, mermer sütunlar, evlerin inşası sırasında Gölyazılılar tarafından temellerde kullanılmışlardır. (Resim 2-3-4-5)

Gölyazı’da şu ana kadar bilimsel bir çalışma yapılmadığından bölgenin antik çağdaki adı bilinmemektedir. Gölyazı’nın güneydoğusunda Garsaura (Aksaray), batısında tersakan gölü, kuzeydoğusunda Samarana (Tuz gölü) ile komşudur. Gölyazının üzerinde bulunduğu bölge M. Ö. 5500 – 3000 yılları arasında kalkolitik döneme tarihlenip bir çok medeniyete beşiklik etmiştir. Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Selevkoslar, Bergamalılar, Selçuklular ve Osmanlıların egemenliği altında kalmıştır.

Eskiçağlara ait yerleşim yerlerini saptamak daha çok höyükler sayesinde olmaktadır. Höyükler eski uygarlık katlarının üst üste gelmesiyle oluşmaktadır. Bunlar arasında çeşitli zamanlarda terk edilmiş olanlarda mevcut olduğu gibi en eskiçağlardan günümüze kadar iskan edilmiş olanlarda vardır. Höyükler daha çok orman varlığının az olduğu Kerpiç yapılarının ağırlıklı olduğu bölgelerde sıkça görülmektedir. Gölyazı ören yerleri bakımından zengin bir yağıya sahiptir.

Belli başlı ören yerlerinin bulunduğu mevkiler,

1)Halikanlı höyüğü

Bu höyük adını Xalikan aşiretinden almaktadır. Gölyazının merkezinde bulunmaktadır. Höyüğün kapladığı alan yaklaşık olarak 3000 metre kare ve yüksekliği 30 metreye yakındır. Höyüğün üzerinde Arkeolog Ekrem KAYILIBAL tarafından yapılan yüzey araştırmasında bol miktarda Hitit, Frig ve Roma çağı seramik parçaları bulunmuştur. Höyüğün batı tarafında bir giriş olduğu, bu girişin cami inşaatı sırasında yapılan temel kazısında ortaya çıktığı söylenmektedir. Burada ki kapı girişinden içeriye girilmiş, girilen yerde kırk odalı bir çarşı (agora) olduğu saptanmış ve daha sonra bu giriş halk tarafından kapatılarak üzerine cami inşa edilmiştir. (resim 6 Xalikanlı höyüğü)

Selçuk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji bölümü tarafından ileriki yıllarda bu höyükte kazı çalışmaları yapılması planlanmaktadır. Kazı yapılması durumunda Gölyazı’da kısa bir süre önce inşa edilen Merkez caminin yıkılması söz konusu ve ayrıca kazıların başarıyla sonuçlanması Gölyazı’yı turistlerin uğrak yeri haline getirilebilir.

2)Gavurören

Gavur ören Xalikanlı höyüğünün doğusunda yer almaktadır. Samarana (Tuz gölü)’nın kıyısında kurulmuş en eski bir kenttir. Hitit dönemine ait olduğu burada yapılan küçük çaplı yüzey araştırmalarından anlaşılmaktadır.

Buranın bir tuz ticaret merkezi olduğu 1986’da Hattuşaş’ta (Boğazköy) bulunan bir bronz tabletten anlıyoruz. Bu tablette tuz nakliyatı Hitit kralı 3. Hattuşili ve 4. Tuthalia tarafından tarhantaşa (samarana bölgesi) kralı Kuruntu’ya bırakıldığından ve tuz ticaretinin yapıldığı bir kentten bahsedilmektedir. Bu kentin Gölyazının doğusunda bulunan Gavur ören olduğu sanılmaktadır.

3)Beşağıl

Bu ören Xalikanlı höyüğünün güney tarafına düşmektedir. Burada günümüzden aşağı yukarı 200 yıl önce ermenilerin yaşadıklarını, ermenilere ait mezarların varlığından ve mezar taşlarının üzerindeki yazılardan anlıyoruz.

Ermenilerin dini ibadetlerini yerine getirdikleri kilisenin izlerinede rastlanılmıştır.

Bu kilisenin daha önce tapınak olarak kullanıldığı, orada bulunan bir levhada geçen yazıda anlatılmaktadır. Xalikanlı aşiretinin buraya gelmesinden sonra bir mescit olarak kullanıldığı da söylenmektedir.

Xalikanlılar Revoşan aşiretine bağlı olup bu aşiret bölgede çok sayıda köy ve kasabalarda yaşamaktadır.

Gölyazı’da Qopar, Hesina, Tremaz, Serreş, Barmaklı ve Kenli gibi temel kabilelerin yanısıra bu kabilelerin kollarıda vardır. Demir, Kürşat, Yeni, Erenler ve Üçler adında mahalleleri vardır. Ayrıca bir çok yaylasıyla oldukça geniş bir yerleşim alanına sahiptir.

En son yapılan nüfus sayımında 9000 dolayında bir nüfusa sahip olduğu tespit edilmiştir.

Bir zamanlar yoncalardan, bozlaklardan geçilmeyen, otların atların boyunu geçtiği bu yerleşim yeri şimdi büyük bir çoraklaşma ile karşi karşiya kalmıştır. Xalikanlılar bu toprakları ekip biçerek bir ölçüde geçimlerini sağlıyorlardı. Fakat 50’li yıllardan sonra buralarda ki toprağın çoğu devlet hazinesine devredilmiştir.

Mevcut arazlerin halen %30’u kullanılmaktadır. Geri kalanı çoraklaşmıştır.

Tarım alanlarının giderek çoraklaşması kasaba halkını farklı geçim kaynaklarına zorlamıştır. 1970’li yıllardan sonra Avrupaya göç başlamıştır. Kasaba halkı, başta Almanya olmak üzere Avrupanın bir çok ülkesine çalışmak üzere gittiler.

Türkiye’de gelişen ve giderek derinleşen ekonomik bunalım köylülerin yasal ve yasal olmayan yollarla yurt dışına çıkmalarına neden olmuştur.

Köyde ki göç olayı ruhsal bir çöküntü yaratmış içki tüketimi, kumar gibi sosyal hastalıklarda görülmüştür.

Bir bakıma gelişen kitle iletişim araçları, avrupaya gidenlerin getirmiş oldukları yeni değer yargıları ve okuyan gençlerin artışı Gölyazı’da toplumsal bir değişimin yaşanmasına olanak sağlamışsa da yinede feodal yapı varlığını korumaktadır.

 
   Oyunlar
- Vurmali calgilar
- Atlar korosu
- Hatayi bulun
- Soguk Espiriler
- Kunduz
- Karate
- Pacman
- Paintball
- Hexxagon
- Blobs
- Bulmaca
- Yas testi
- Smashing
- Battleships
   Siirler
- Ömer faruk hatipoglu
- Uzaklar
- Sizden gelenler
   Günün Sözü
   Burclar

Burcunuzu seçin, falinizi okuyun